Unut, sabah kahvaltı hazırlayışlarımızı
Unut ekmek almaya erken kalktığımı unut
Unut balkonumuza yuva yapan güvercinleri, sabah yavrularını saksağanlardan koruduğumuzu
Unut gökyüzü maviymiş unut, unut bulutlar beyazmış unut
Unut kaldırımlarda çekirdek çitlediğimiz uzun geceleri. Saati durdurduğumuzu, akrebi yelkovanı, sabaha kadar sevişmelerimizi unut,
Unut bahçemdeki çiçekleri, yoldan geçerken peşime takılan köpekleri unut. Unut en çok kimi sevdiğimi, en çok kime imrendiğimi unut
Unut hastanelerde başında beklediğimi, kışmış, oda soğukmuş, üşümüşüz uyumamışız unut
Unut hangi filmleri sevdiğimi, hangilerinde ağladığımı, unut çoraplarımı alt göze koyduğumu, maçlarda deli bağırmalarımı, kazaklarımı katlayamadığımı unut
Unut marketteki poşetlerden çöp torbası yaptığımı, her zaman sağ tarafıma yattığımı unut.
Unut çizmeli kediyi, pamuk prensesi masal bunlar, masalları unut
Unut ‘’Gökyüzü karardı içimde matem, sigaramı yakarken düşümde yalnız sen. ‘’ diye başlayan şiirimi unut.
Işıklar kapandı demiştin olsun.
Yıldızlar orda yok demiştin sönsün.
Alacaklarım var demiştin kalsın.
Unutma sen yalnız kendin için varsın.
Hayır, hayır, hayır…
Güneş doğacak artık yoksun
Yıldızlar hep orda sen körsün
Alacakları varmış söyleyin alsın
Unut beni bedenini başkası sarsın
Unut bana dair ne varsa unut! Unut yaşananları, söylenenleri, gülüşleri, ağlayışları unut!
Sana ağır gelir, omuzların çürür. Gece kalkıp kusarsın. Perdeyi açarsın güneş girmez, ışıkları açarsın ışık vurmaz yüzüne. Sana ağır gelir ağır. Duvarlar üstüne gelir sayıklarken, ağır gelir, gelmesin unut!
Sen unut ki, sen unut ki; bir tek ben, bir tek ben hatırlayayım kendimi. Bir tek ben bileyim yaşananları. Bir tek ben olayım, bir tek ben yalnız.
Ki;
Sen yaşayabilesin…
Çağatay Akçay