Her bir yerde, her bir şey bulanık, belirsiz ve iptidai. Sonuçsuz, sorunsuz ve sorusuz kalmak ister kalabalık içinde bir kişi. Kalabalık içinde bir kişi var parmakla göstersem göremezsin. Yanına kadar gitsek, elim sende desek cevap vermez muhtemelen, koşmaz arkamızdan peşi sıra.
Küçük bir yerde, az buçuk birkaç şey var elimde. Tutuyorum elimle ama ne kadar zor. Elimden kayıp gitmeleri an meselesi. Bazıları elimi yakıyor tutamıyorum, bazıları un ufak kalmış en küçük hareketimde düşecek sanki.
Değişik bir yerde, değişik şeyler gördüm. Önemsiz şeyler çoğu ama kulağa küpelik birkaç şey yakaladım. Sonra mı? Sonrası önemsiz ve gereksiz.
Ama öyle bir yer var ki yeşili yeşil, beyazı beyaz. Öyle bir yer var ki görmediğiniz, bulutu bulut, güneşi güneş. Orada biri var, her an gidecekmiş gibi gelir yanıma ama çok nadir. Bin çeşit meyve getirir allısından, morlusundan.
Çitlerin arkasında bir yer var gittim, gördüm. Orası öyle bir yer ki;
Görüyorum
Duyuyorum
Konuşamıyorum
Susuyorum…
Çağatay Akçay